25 Mart 2016 Cuma

DOĞU AFRİKA GÜNCESİ (II. BÖLÜM)

02 Şubat 2016 Salı  KRATER GÖLÜ MİLLİ PARKI
Sabah 06:00’da uyanıyoruz ancak çokta keyifli değiliz. Çadırda ilk gecemizi oldukça üşüyerek geçirdik. Mısır gevreği ve süt ile hızlı bir kahvaltı yaparak çadırlarımızı topluyoruz. Bugünkü programız oldukça erken başlıyor. Gruplar ikiye ayrılıyor biz 5 kişi saat 07:30’de “Crater Lake Sanctuary” yani Krater Gölüne doğru hareket ederken, diğer grupta Hells Gate Milli Parkında bisiklet safarisi yapacaklar. Turumuzun ücreti 47 dolar. Yaklaşık 1,5 saat süren Krater Gölünün yolu belli bir noktadan sonra topraktan ve çok kötü.


Rehberimizin adı Simon. Önce Milli Parkta bir üç saate yakın bir yürüyüş yapıyoruz. Bu gezintimiz sırasında zebra, zürafa, yaban domuzu, öküz başlı antilop, buffalo, gazella gibi bir sürü hayvanı doğal yaşam alanlarında gözlemleme imkanımız oluyor. Öğleye doğru parkın içinde yer alan üstü sucul bitkilerle kaplı ufak bir göle su aygırlarını yakından görebilmek umudu ile gidiyoruz. Su aygırı göremiyoruz ama birbirinden değişik kuş türleri bizi karşılıyor. Daha sonra Krater Gölüne doğru dik bir tırmanışa başlıyoruz.
Krater Gölü Milli Parkında Zebralar
Krater Gölü Milli Parkında Zürafa

Krater Gölü Milli Parkında Yaban Domuzu

Krater Gölü Milli Parkı

Krater Gölü Naviasha gölünün kuzeyinde 1960 m yükseklikte bir göl. Gölün suyu sedimentten dolayı çamur renginde. Çanak şeklinde etrafı ormanla çevrili enfes bir yer. Göl kenarında ağaçların içinde ufacık masmavi yüzme havuzu olan bir tesis görüyoruz. Manzara fotoğraflarımızın çekimini tamamladıktan sonra göl kenarındaki tepeden gördüğümüz tesiste, gölün içine kurulan yüzer terasta öğle yemeğimizi yiyoruz. Daha sonra göl manzarasında kahvelerimizi yudumlayarak yorgunluğumuzu atıyoruz.

Krater Gölünde

Saat 14:00’a doğru kampımıza dönüş için yola çıkıyoruz. Diğer arkadaşlarımız ile hemen hemen arkalı önlü kampa dönüşümüz saat 15:30'u buluyor. Hepsi tepeden tırnağa güneş altında o kadar yanmışlar ki, doğru tur seçimi yaptığımızı bu şekilde anlamış oluyoruz. Ufak bir dinlenmenin ardından tırımıza binerek saat 16:00'da Nakuru’ya doğru yola çıkıyoruz. Yolumuz çok uzun sürmüyor. Yeni kampımız “Nakuru-Kembu Kamp” sahası. Hemen çadırlarımızı kuruyoruz ve akşam yemeğini hızlıca yiyoruz. Bugün o kadar yorulmuşuz ki, uyumakta hiç zorlanmıyoruz. Yarın yine yoğun bir gün bizleri bekliyor. Dünyaca ünlü Nakuru Gölünde safariye çıkacağız.…
03 Şubat 2016 Çarşamba  NAKURU MİLLİ PARKI
Sabah oldukça erken bir saatte 05:00’de kalkarak 05:30’da kahvaltımızı tamamlıyor ve Nakuru Gölü Milli Parkına gitmek için ayarlanmış olan özel aracımıza biniyoruz. Yaklaşık 1,5 saatlik yolculuktan sonra milli parka girişimiz saat 07:00'yi buluyor. 
Nakuru, Masai dilinde "Toz veya Tozlu Yer" anlamına gelmekte. Nakuru Gölü Milli Parkı, 1961 yılında Nakuru şehrinin güneyinde kurulmuş. Başlangıçta sadece göl ve çevresindeki dağlık alanı kapsayan park, etrafındaki savanaları içerecek şekilde genişletilmiş.
Nakuru gölü, Nairobi’nin 164 km kuzeyinde, deniz seviyesinden 1.754 m. yükseklikte, Rift Vadisi içerisinde 188 km'lik bir alanda yer alan soda göllerinden bir tanesi. Nakuru Gölü, Milli Park ile korunmakta. Milli parkın etrafı çiftlerle çevrili. Bu yaban hayatın hareketini kısıtlamaktan ziyade, kaçak avcıların göle girişini engellemek için alınmış bir önlem. Nakuru Gölü, Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altına alınmış. 
Nakuru Milli Parkında
Nakuru Milli Park Planı


Milli parkın güney doğu sınırında yer alan “Soysambu Koruma Alanı”na kadar olan 12,1 km’lik yürüyüş parkı, gergedanların doğal yaşama alanlarının olası genişleme bölgesi. Bu alan Nakuru gölüne kadar ki tek vahşi yaşam koridorunu oluşturmakta.





Nakuru Gölü dünyanın en ünlü kuş cenneti. Göldeki yosunlar, fuşya-pembe renkli flamingolar için bir cazibe merkezi. Sahil şeridi sayıları bazen binleri bazen de 1-2 milyonu bulan flamingolar ile ünlü hale gelmiş. Göl, sadece flamingolar açısından değil diğer kuş türleri açısından da oldukça zengin. Göl çevresinde 400’den fazla yerli tür bulunmakta. Avrupa’dan çok sayıda kuş, kış aylarında buraya göç etmekte. Göldeki flamingolar en iyi şekilde “Baboon Cliff” diye adlandırılan Babun Uçurumundan görülebiliyor.

Nakuru Gölü Babun Uçurumu

Nakuru Gölünde Flamingolar
Gölde iki tür flamingo bulunmakta. Daha küçük olan flamingo cinsi koyu kırmızı gagası ile ayırt edilebiliyor. Daha büyük olan flamingoların gaga uçları siyah. Küçük olan flamingolar sayıca çok olmalarından dolayı, belgesellerde yaygın olarak yer almakta.
Flamingolar sıcak sularda yetişen algle beslenmekte. Bilim adamları tarafından Nakuru’da flamingo popülasyonunun hektara 250 kg alg tükettikleri hesaplanmış.
Göldeki su seviyesi, 1990’lı yılların başında çok hızlı bir şekilde azalmaya başlamış ancak şu anda su seviyesi iyileştirilmiş durumda. Ayrıca 2013 yılında su seviyesindeki artış, flamingoların, Bogoria Gölü’ne gıda aramak üzere göç etmelerine sebep olmuş. Göldeki flamingo sayısı su ve yiyecek durumuna göre farklılık göstermekte.
Flamingoların sayısı son dönemde artan turizm faaliyetleri, sanayi sektöründen kaynaklanan su kirliliği, su kalitesi ve su sıcaklığındaki değişikliklerden dolayı hızla azalmaya başlamış. Göl, kuru mevsimlerde geri çekilirken, yağışlı mevsimlerde taşkınlar yaşamakta. Kirlilik ve kuraklık flamingoların yiyeceklerini yok ederek flamingoların yakın göllere (Elmenteita, Simbi Nyaima ve Bogoria) göç etmelerine sebep olmakta.
Nakuru Gölünde Flamingolar


Nakuru Gölünde
Ayrıca yerel iklim değişikliklerinin, göl havzasındaki çevresel koşulların değişmesine katkı sunduğu ileri sürülmekte. Son dönemde basında çıkan raporlar, flamingo göçlerinin ve kitle halinde ölümlerin turizm sektörünü etkileyeceği konusunda paydaşlar arasında endişe yaratmaya başladığını göstermekte.
Bölgede kuşların yanı sıra, yaban domuzu, babun ve diğer büyük memeliler yer almakta. Ayrıca, doğu siyah gergedanı ve güney beyaz gergedanları da bölgede bulunmakta. Milli Park, zürafa ve siyah gergedanları koruma altına alabilmek gayesiyle genişletilmiş.
Milli Parkta şu anda 25'den fazla doğu siyah gergedanı bulunmakta ki buda ülkede yoğunluğun en fazla olduğu alan. Buna ilave olarak 70 tane endemik güney beyaz gergedanı yer almakta. Ayrıca 1977 yılından itibaren Kenya’nın batısından getirilen Rothschild cinsi zürafalar da bu alana yerleştirilmiş. Parkta yırtıcılar arasında Kenya’ya özgü hayvan cinsleri ile waterbuck (iri bir cins antilop) çok yaygın şekilde görebilirisiniz. Masai Aslanı, Kenya çitası, Afrika leoparı son zamanlarda parkta sık sık görülmekte. Parktaki yoğun ormanlık alanlarda yaşayan büyük boyutlu pitonları, yoldan geçerken veya ağaçlardan sallanırken görebileceğiniz söyleniyor.
Aracımızın üst kısmı açılabiliyor ve şoförümüz dur dediğimiz yerde anında durarak bizlere fotoğraf çekmemiz için fırsat yaratıyor. Milli Parka girmemizle birlikte ilk olarak artık alışmış hale geldiğimiz zebraları görüyoruz. Bunu zürafa, impala, antilop, bufalo ve babun sürüleri izliyor. Hedefimizde hiç karşılaşmadığımız diğer ilginç hayvanları görmek var. Water buck ile bu isteğimiz gerçekleşmeye başlıyor, arkasından gelen flamingo, telli turna ve uzaktan gördüğümüz beyaz gergedan ile keyfimiz katlanıyor. Havanın ısınmaya birlikte biraz serinlemek ve soğuk bir şeyler içmek amacıyla bir mola merkezine giriyoruz. Burada bahçeye bırakılan bulaşıkların etrafında dolaşan ve yemek artıklarından beslenen maymunu izlemeye doyamıyorum. Daha sonra fark ediyorum ki kucağında yavrusu da var. Maymunla ilgilenmeye o kadar dalmışım ki bir çığlıkla irkiliyorum. Arkadaşımızı kulağından bir yaban arısı sokmuş. Şoförümüz hemen ilk müdahaleyi yaparak arının iğnesini çıkartıyor. Arkasından hemen bir antiseptik sürüyoruz. Yanımızda böcek ısırmasına karşı hiç ilaç almamış, hepsini kampta bırakmışız. Bu bize iyi bir ders oluyor ve bundan sonra safariye çıkarken ufak bir acil yardım çantasını hep yanımızda bulundurmayı ihmal etmiyoruz.


Nakuru Milli Parkında Antilop
Nakuru Milli Parkında Water Buck 
Nakuru Gölü Bulaşıkçısı :)


Nakuru Gölünde Telli Turna

Nakuru Milli Parkında Öküzbaşlı Antilop
Nakuru Milli Parkında Babun&Antilop
Nakuru Milli Parkında Buffalo
Nakuru Milli Parkında Zebralar



























Arı sokması şokundan sonraki durağımız Nakuru Milli Parkı içerisinde yer alan şelale. Şelalede fotoğraf çekimlerimizi yaptıktan sonra hem öğle sıcağını atlatmak, hem de önceden kumanya şeklinde hazırladığımız öğle yemeğimizi yemek üzere “Nakuru Lodge”un bahçesine gidiyoruz. Bir çırpıda sandviçlerimizi yiyoruz.

Nakuru Milli Parkı Şelalesi
Daha sonra enfes güzellikte göl manzarası bulunan tesise, kahvelerimizi içmek ve havuzunda serinlemek için giriyoruz. Ancak güneş altında o kadar yorulmuşuz ki ayakkabılarımızı bir kenara atarak çimler üzerinde yalın ayak geziniyoruz. Bu arada otel bahçesinde fütursuzca gezine babunlardan bir tanesi çöp poşetimizi kapıyor. Babunları elinde kocaman demir bir sopayla kovalayan otel görevlisi, babunu o kadar ürkütüyor ki, fotoğrafını çekmeye çalıştığım sinirli erkek babunla burun buruna geliyorum. Öyle bir tıslıyor ve bağırıyor ki ısıracak diye çok korkuyorum. Hayvanlar tarafından ısırılmam zaten meşhur, en son bir at tarafından ısırdıktan sonra arkadaşlarımın dilinden zor kurtulmuştum. Birde babun ısırdı desem ne yaparlar diye düşünmeden edemiyorum :) Kendimizi güzel manzaraya, çimlerin üzerinde yanımızdan ayrılmayan gece mavisi ve kavuniçi renkli tüyleri olan kuşlara ve otelin huzurlu havasına o kadar kaptırmışız ki, daha havuza giremeden mola vaktimizin bittiği ve yola çıkmamız gerektiği hatırlatılıyor. 
Nakuru Lodge
Nakuru Lodge

  

Öğleden sonra parkta Nakuru Gölü Milli Parkında bir süre daha gezmeye devam ediyoruz. Uzaktan da olsa gergedanları görebiliyoruz ancak fotoğraf çekemiyoruz. Akşam üstü saat 17:00’de Nakuru Kembo Kampımıza geri dönüyoruz. Yemek pişirme sırası bizde. Yemek partnerim Andrew ile birlikte güzel bir sebzeli İngiliz yemeği yapıyoruz. Yemek faslının ardından şömine karşısında dinleniyor, gün içinde çektiğimiz fotoğrafların keyfini çıkarıyoruz. Akşamın sürprizi ise Dan ve Often’ın çabuk gelin seslenmeleriyle kafa lambalarımızla aydınlattığımız çalıların arasında gizlenen bukalemunların fotoğraflarını çekmek oluyor…
Nakuru Kembu Kampında Bukalemun
Nakuru Kembu Kampında Bukalemun












Özlem ŞENOL
25.03.2016

1 yorum:

  1. Özlemcim ellerine sağlık keyifle okuyorum, okudukça bi daha gez istiyorum :) Harika olmuş, devamını dört gözle bekliyoruz.

    YanıtlaSil