7 Nisan 2017 Cuma

“FRİGLERDEN CUMHURİYETE YOLCULUK” (Gordion 2. Bölüm)

02 Nisan 2017 tarihinde “Serüven ve Doğa Grubu”nun organizasyonu ile başladığım “Friglerden Cumhuriyete Yolculuk” kapsamında ikinci durağımız Friglerin başkenti Gordion Antik Kenti. Daha sonra da Gordion Müzesi ve Antik Dünyanın ve Anadolu’nun ikinci büyük tümülüsü olan Gordion Tümülüsünü gezeceğiz. Programımızın bu bölümüne de Polatlı Belediyesi, Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi kısa adıyla “POTA” (http://www.polatlitanitim.com) koordinatörü Emk. Alb. Kadim KOÇ bizlere eşlik ediyor. Kendisinden Polatlı ve çevresinin Friglerden günümüze kadar uzanan tarihi hakkında çok kıymetli ve ilginç bilgiler ediniyoruz. Gezimiz, Kadim Albay'ın “Friglerden Cumhuriyete gelene kadar bu değerli topraklar, Frigya, Galat ve Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere üç uygarlığa başkentlik yapmış…” cümlesi ile başlıyor…

GORDİON ANTİK ŞEHRİ

Ankara, Çorum, Yozgat, Kütahya ve Eskişehir bölgesinde yaşamış olan Friglerin başkenti antik Gordion, şehri, Polatlı’nın 18 km kuzey batısında yer alıyor. Bölgede yapılan kazılar sonucunda bu yerleşim yerinin tarihi Erken Tunç Çağı’na (M.Ö. 3000) kadar götürülmekte. Bu topraklarda sırasıyla Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklar yaşamış.

Küçük Frigya ve Frigya Krallığı'nın genişleme sınırları.
Bugün Yassıhöyük adını taşıyan, Frigya'nın başkenti Gordion, aynı zamanda Sakarya (Sangarios) nehri ile Porsuk Çayı'nın birleştiği noktanın tam yukarısında bulunan höyüğe de adını veren antik bir yerleşim. Friglerin bölgeye geliş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte M. Ö. 1200’lerde Ege Göçleri (Deniz Kavimleri Göçü) ile Anadolu’ya geldikleri düşünülmekte. Trakya’dan ve Balkan Yarımadasından geldikleri de çanak, çömlek stillerinin Makedonyalılara benzemesinden ileri geliyor. 

Gordion Antik Şehri, Sakarya Nehri kıyısındayım…

Gordion, Orta ve Batı Anadolu'ya uzanan bir devletin başkentliğini yapmış. 350x500 m ölçülerindeki antik şehrin güneydoğusunda yer alan 10 m. yükseklikteki tarihi kale kapısı, surlar içinde yer alan saray bölgesi ve odalar ile Frig kral ailesi üyeleri ile zenginler ve soylular için yapılmış yığma mezar tepeleri şehrin en önemli özellikleri arasında. Gordion antik şehri sadece bu alanla sınırlı değil, aşağı şehir, yukarı şehir, dış şehir ve Sakarya nehrinin diğer tarafını da içeren büyük bir alanı kapsıyor.

Tarih boyunca Frig Krallığı, Asurlulara yenilmesine rağmen istilaya uğramamış. Ancak MÖ 7. yüzyılda Kimmerler Lidyalılarla savaşmak için bu topraklardan geçerken bölgeyi istila etmişler. Bölge Kimmerler tarafından tahrip edilmesine rağmen, birçok buluntu ve tümülüsler bölgenin sebebiyle en parlak dönemini bu aralıkta (M.Ö. 6. yüzyılı) yaşadığını işaret ediyor. Daha sonraki yıllarda Gordion dahil bütün Anadolu Pers İmparatorluğunun egemenliği altına girmiş.

Gordion Antik Kenti
Bu devirde Gordion, Ege’den başlayarak Güneydoğu Anadolu'ya uzanan İpek Yolu (Kral Yolu) üzerinde önemli bir yer, pazar şehri, konaklama yeri olarak önemini korumuş. Gordion’da Helenistik dönem(M.Ö. 300-100), Makedonya İmparatoru Büyük İskender’in burayı fethinden sonra başlamış. Büyük İskender Asya seferi sırasında ordusuyla birlikte bir kışı Gordion'da geçirmiş. Efsaneye göre M. Ö. 333 yılında Gordion tapınağında bulunan ve Kral Gordios tarafından atılan kör düğümü kılıcı ile keserek çözmüştür Bu durum şiddetin akla hükmetmesi olarak yorumlanmış. Persler tarafından yönetilen Gordion, MÖ 333'te Pers boyunduruğundan kurtulmuş. Daha sonra Roma Dönemi (M.Ö. 1-M.S. 4.yüzyıl) ve Selçuklu (M.S. 11-13. yüzyıl) dönemi başlamış.

Gordion Antik Kenti
Frig dili ve dini hakkındaki bilgilerin çoğu Orta Frig dönemine ait. Frig dilinin, Hint-Avrupa Avrupa ailesine ait olduğu ve Eski Grekçe ile yakinen ilgili olduğu biliniyor. Bulunan örneklerden yazıların M.Ö 8. yüzyıla ait olduğu saptanmış. En ilginç yazı örneklerinden bir kısmı Gordion Tümülüsünde bulunmuş, 740 yılındaki cenazede bulunup yas tutan kişilerin isimlerinin mezarın kirişine yazıldığı tahmin edilmekte. Birkaç yazı örneğinde de Eski Yunan ve Roma uygarlıklarında Kibele olarak bilinen Frig Ana Tanrıçasına hitap edilmekte. Ayrıca üzerinde mumla yazılmış kitabesi bulunan bronz bir çanak Midas Tümülüsünde bulunmuş. Çanak sergilenmek üzere Anadolu Medeniyetleri Müzesine götürülmüş. Dünyada Frig yazısının henüz tamamen çözümlenebilmiş değil.


Ağız kenarında kitabesi olan kase
Çok tanrılı dine inanan Friglerin en önemli tanrısı, yazıtlarda Matar (Ana) olarak geçen, bazen de Kybele sıfatını da alan ana tanrıçadır. Kybele, çoğu kültürde doğurganlığı, bereketi temsil ederek insanüstü bir varlık olarak değerlendirilmektedir. Friglerde ise doğa tanrıçası hatta doğanın bizzat kendisi kabul edilir. Eski Frig Kalesi zamanında Gordion’da ana tanrıçanın kültürüne ait çok az kanıt bulunmakta. Ancak yeni kale ile bağlantılı olarak Matar’ı tanımlayan pek çok yontulmuş taş heykel bulunmuş. Frig dini, kayaya oyulmuş tapınak vb. anıtlar ile doğal çevreyi kullanmaya ilgi göstermişler. Ana tanrıça çoğunlukla ağzına bir tası götürürken resmedilmiş. Başka bir örnekte ise elinde yırtıcı bir kuşu tutarken aynı türden iki kuş bir balık için dövüşmekte. Taş ve diğer maddelerden yapılmış yırtıcı kuşlar muhtemelen Frig tanrıçasına sunulan adaklar olarak değerlendiriliyor. Ayrıca Tanrıçanın şehri, sur kapılarını ve surları da koruduğuna inanılmış. 

Bu arada Frigler tarafından Ana Tanrıça Kybele adına inşa edilmiş olan, Sivrihisar’ın 16 km güneyinde Ballıhisar köyünde yer alan, bir diğer önemli Frig antik şehrine ait “Ana Tanrıça Kybele’nin Şehri-Pessinus” isimli yazımı da http://ozlemcegeziyorum.blogspot.com.tr/2017/03/ana-tanrca-kibelenin-sehri-pessinus.html  adresinden okuyabilirsiniz. 

GORDİON MÜZESİ

Gordion Müzesi, Polatlı’nın Yassıhöyük olarak bilinen küçük bir köyünde 1963 yılında 15.000 m2’lik bir alan üzerinde kurulmuş. Bölgede gerçekleştirilen kazılar sırasında ortaya çıkan tarihi eserler, müzede kronolojik bir şekilde sergilenmekte. 

Gordion Müzesi Girişi ve Büyük İskender
Müzenin hemen girişinde devasa küpler, mermer bir sütun, bir lahit ve Sakarya nehrinden çıktığı söylenen bir sütün parçası sizleri karşılıyor. Bu lahit dünyada ilk kadın teşkilatının (Bacıya Rum Teşkilatı) kurulduğu köy olan Bacıköy’den getirilmiş. Lahittin maalesef kapağı yok. Lahit müzeye taşınana kadar köylüler tarafından hayvanları sulamak ve çamaşırlarını yıkamak için yalak olarak kullanmış. Bun kadar tahribe rağmen hala görkemini koruyor.

Gordion Müzesi Girirşi 
Bacıköy’de Bulunan Lahit 
Sakarya Nehrinde Bulunan Sütun





















Müzenin içine girdiğinizde karşınıza çeşitli bölümler çıkıyor. Eski Tunç Çağından başlayarak Orta ve Genç Tunç Çağı ve Erken Frig Çağına ait çanak çömlekler, Erken Demir Çağına ait demir aletler, dokumacılıkta kullanılan ağırşalar, Genç Fring Çağına ait seramikler, Lidya, Helenistik ve Roma dönemine ait eserler müzedeki vitrinlerde sergileniyor. Bunların dışında Frig yazıtlı ve baskılı çanak çömlekleri, Matar kabartmaları, Frig mimarisine ait terakotalar vb. figürler yer alıyor. Bu arada yün eğirmek için kullanılan bu dokuma aletlerinin ahşap formları, halen Anadolu köylerinde kullanıldığını ve Frigler, ilk müzik yarışması yapan uygarlık olduklarını müzeyi gezerken öğreniyorum. Müze gezim sırasında objektifime takılan bazı eserler….

Erken Frig Çağına Ait Demir Aletleri (Keser, Balta vb.)

Tekstil Üretim Aletleri (Ağırşalar)

Kadın Süsü Eşyaları (Çatal iğne, Kolye, Tırnak törpüsü vb.)

Doğumu ve Ölümü Simgeleyen Yaşam Ağacı


Tabak, çanak, sürahi vb. mutfak eşyaları

Helenistik Çağ ve Roma Dönemine Ait Eşyalar

Helenistik Çağ ve Roma Dönemine Ait Eşyalar
Salonun en sonunda yer alan ve Anadolu’nun en eski halkı olarak bilinen Hattilere ait ölü gömme şeklini gösteren mezarlar ise bence Gordion Müzesinin en ilginç bölümlerinden birisi.

Hatti Ölü Gömme Şekilleri
Müzenin çıkışına yakın bir alanda ise Gordion'da ele geçen mühür ve sikke örnekleri ile Kral Midas’ın mezarının maketini görüyoruz.

Sikkeler
Kral Midas Mezarı Maketi
Gordion civarında bulunmuş kapıda duran Ana Tanrıça Matar’ı yani Kybele’yi gösteren kabartma ile birlikte Gordion Müzesi turumun hatıra fotoğrafını çekiyorum…

Ana Tanrıça “Kybele” ve Ben :) :)
Müzenin içindeki geziyi tamamladıktan sonra, Kayabaşı Mozaiğini görmek üzere bahçeye çıkıyoruz. 1989 yılında Kayabaşı Köyü’nde ortaya çıkan M.Ö. 3. yüzyıla ait olduğu saptanan bu Roma Dönemi mozaiğinin ölçüleri 6,60 m x 7,70 m. 1999 yılında Gordion Müzesi’ne taşınarak yarı kapalı bir mekanda sergilenen mozaiğin merkezinde hayvan motifleri, çevresinde ise geometrik bezemeler yer alıyor. 

Kayabaşı Mozaiği

GORDİON TÜMÜLÜSÜ

Müzenin tam karşısında Gordion Tümülüsü bulunuyor. Gordion çevresinde M.Ö. 8. yüzyılın son çeyreği ile M.Ö.6. yüzyılın ortalarına kadar uzanan bir zaman dilimine ait pek çok tümülüse rastlamak mümkün. Gordion’un başkent olarak önemi çok sayıdaki tümülüs ile çevrelenmiş olmasıyla ortaya çıkıyor. Bu tümülüsler, Frig soyluları ve ileri gelen kişiler için yapılmış mezarları belirleyen tepeler. 

Bu Tümülüslerin en büyüğü ise M.Ö. 740 yılında yapılmış olan ve yaklaşık 2750 yıllık erozyondan sonra bile, 53 metre yüksekliğinde ve 300 m. çapında muhteşem bir görüntüye sahip olan Gordion Tümülüsü. 

Gordion tümülüsü hakkında farklı görüşler mevcut. Bilim adamlarının bir kısmı bu mezarın Kral Midas’a, kimisi de Midas’ın babası Gordios’a ait olduğunu iddia ediyor. Mezar odasında bulunan ölü hediyelerinin zenginliğinden dolayı efsanevi Frig Kralı Midas’a ait olduğu söylenilen, bu büyüklük ve zenginlikteki bir timülüsün, daha sonra yapılan araştırmalar ile M.Ö.7. yüzyılın başında Kimmerlerin istilasından sonra yapılamayacağı ve Midas’dan önce tahtta bulunan bir krala yani Gordios’a ait olabileceği görüşü ağırlık kazanmakta. Bu sebeple Midas’ın en önemli projelerinden ilki olarak kabul ediliyorlar. 

Gordion Antik şehrinden Gordion Tümülüsünün Manzarası
Midas saltanatı süresince krallığının doğusunda batısında kalan yerlerle olan siyasi ilişkiler üzerine odaklanmış. Bugün Türkiye’nin güneydoğusunda yer alan Asur İmparatorluğuna bağlı küçük krallıklar ile uğraşmış ve Anadolu’nun batı kıyısındaki Aiol şehri Kyme’nin yöneticisinin kızıyla evlenmiş. Büyük kulakları ve dokunduğu her şeyi altına çevirmesiyle ünlü Kralı Midas hakkında ayrıntılı bilgiye https://www.youtube.com/watch?v=BbZnE7Limsg adresinden ulaşabilirsiniz.

Kral Midas
Kral Midas

  











Müze gezimizi tamamladıktan sonra karşıya geçerek timülüse giriyoruz. 

Gordion Timülüsü Girişi
Tümülüsün içine girince, ortaya ulaşmak için açılan tünelin başında ufak bir salonda karşılaşıyorsunuz. Bu salonun sol tarafında Tümülüs kazısına ait fotoğraflar ve bilgilendirmeler yer alıyor. 

Tümülüsün Girişindeki Bilgilendirme Panoları
Kazı, 1957 yılında Amerikalı bir arkeolog başkanlığında gerçekleştirilmiş. Öncelikle tümülüsün en üst noktasından içeriye doğru bir sondaj çalışması yapılarak, mezar odasına ulaşınca sondajı bitirilmiş. Daha sonra tümülüse girebilmek için tümlüsünün önünden bir tünel açılmış. Tüneli açmak üzere Zonguldak’tan madenciler getirilmiş. 1960’lı yıllarda başlarında Türk mühendislerinde beton destek konstrüksiyonları tamamlanarak halkın ziyaretine açılmış. 

Gordion Timülüsünde Sondaj Çalışmaları 
Gordion Timülüsünde Buluntular
















Salonun sağ tarafında ise kazı sonucunda bulanan objeler hakkında bilgilerin yer aldığı pano bulunuyor. Frig inanışlarına göre ikinci hayat yaşanırken ölen kişinin ihtiyaç duyacağı eşyalar, mezar odasına bırakılıyor. Kral Midas veya basına ait olduğu düşünülen odadan çıkan çanak çömlek üzerinde yapılan incelemelerde mezar odasında son bir akşam yemeği yendiği ve bu yemeğe çok özel isimlerin de davet edildiği tespit edilmiş. Son yemeğin menüsü ise acı et güveci, mercimek lapası ve ballı bira imiş. Mezar odasından kakma ve oyma tekniği ile yapılmış 9 ahşap masa, 98 tunç tan göbekli taş, 3 büyük kazan, 160 adet bronz kap ile 154 adet fibula (çengelli iğne), tunçtan testiler, kumaşlar, kemerler vb. pek çok değerli obje çıkarılmış. Bu önemli kalıntılarla birlikte ağaçtan yapılmış büyük bir kerevet üzerinde bulunan 60 yaşını aşkın ve 1.59 m. boyundaki erkek iskeleti de sergilenmek üzere Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesine götürülmüş. 

Tümülüsün Girişindeki Bilgilendirme Panoları
Daha sonra uzunluğu yaklaşık 100 m. civarında olan ışıklandırılmış tünelden içeriye doğru yürümeye başlıyoruz. Kendimi bir an Mısır piramitlerinin içine girmiş gibi hissediyorum.

Timülüsün İçindeki Tünel
Tünelin ucu mezar odasına açılıyor. Mezar odası koruma altına alınmış ve demir parmaklıklar ardından bakabiliyorsunuz. 3200 yıllık ardıç ve çam ağaçlarından yapılmış mezar odası, kaba kireç ve taşı ve bloklarından 80 cm. kalınlığında bir duvar ile çevrilmiş. Duvar ile oda arasında kalan boşluk küçük çakıl taşları ile doldurulmuş. 

Ardıçtan Mezar Odası Duvarı
Ağaçların hiçbir yerinde çivi yok ve tamamen geçme tekniği ile birleştirilmiş. Bu mezar odası dünyada hala ayakta duran en eski ahşap yapı kabul ediliyor.

Ardıçtan Mezar Odası 
Kuzey-Güney doğrultusunda 5,15 mx 6,20 m. büyüklüğünde ve 3,25 m. yüksekliğindeki odada, bu ağaçların bozulmadan bunca yıl nasıl muhafaza edilebildiğinin sırrı hala tespit edilememiş. Odanın üstü de tahta bir çatı ile kapatılarak sonrasında üstüne 4 m. taş yığılmış ve bol killi toprak ile kaplanarak tepe oluşturmuş. Mezar odası o kadar sağlam ki üzerinde binlerce tonluk toprağı rahatça taşıyabiliyor.

Birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış bu inanılmaz topraklarda yaklaşık bir asırdır yerli ve yabancı bilim adamlarının katılımıyla pek çok kazı gerçekleştirilmiş. Bölgede şu ana kadar 124 adet tümülüs tespit edilerek, Kültür Bakanlığı tarafından tescil edilmiş. Anadolu’nun ve Antik Dünya’nın ikinci büyük tümülüsü kabul edilen Gordion Tümülüsü’nün UNESCO Dünya Mirası geçici listesine 2012 yılında kabul edilmiş. Geçici listede şu anda ülkemizden 70 yakın tarihi eser bulunmakta. Ülkemizden hangi eserlerin bu listede yer aldığını merak edenler http://www.kulturvarliklari.gov.tr/TR,44394/dunya-miras-listesinde-turkiye.html adresinden öğrenebilirler. Bu kapsamda UNESCO Dünya Mirası Listesine alınan sadece 16 eserimiz bulunuyor. Umarım Gordion Tümülüsü de bu listede ülkemiz adına tescilli 17. eser olarak, en kısa sürede dünya tarihinde hak ettiği yere kavuşur.

Gordion Tümülüsünde Gezi-Yorum…


Özlem ŞENOL
06.04.2017

3 Nisan 2017 Pazartesi

Friglerden Cumhuriyete Balon ile Yolculuk

Kendimi bildim bileli gezmeyi çok severim ama bir yerleri tanıma, tarihini öğrenme, kültürünü inceleme, fotoğraflama ve öğrendiklerimi yazarak paylaşma yolunda bir blog oluşturmam birkaç yılı geçmiyor. Şimdiye kadar ülkemde de henüz saymadım ama pek çok şehri gezdim. Dünyada da şu ana kadar yaklaşık 34 ülke ve 58 şehri gezmeme rağmen, yaşadığım şehir olan Ankara’nın sadece sadece 70 km uzağındaki Polatlı’yı ne kadar ihmal ettiğimizi öğrenince açıkçası kendimi çok ayıpladım. Yanı başımızdaki kendi tarihimizden acaba ne kadar haberdarız…

02 Nisan 2017 Pazar sabahı bu defa “Serüven ve Doğa Grubu”nun organizasyonu ile Polatlı turuna başlıyorum. Programımız kapsamında Gordion Antik Kenti, Gordion Müzesi, Sakarya Şehitliği ve Sakarya Zafer Anıtı, Malıköy Tren İstasyonu Müzesi ve Alagöz Başkomutanlık Karargâh Müzesi var.

Serüven ve Doğa Grubu Balon Uçusu Sertifikalarımızla 
Bu seyahatimden yaklaşık bir ay kadar önce, Sakarya Meydan Muharebesinin kader noktası olan “Duatepe”ye yapmış olduğum ve inanılmaz duygu yüklü gezim, bu rotayı tekrar tercih etme nedenlerimden birisi. Bu gezime ilişkin detaylı bilgiye http://ozlemcegeziyorum.blogspot.com.tr/2017/03/bir-milletin-kaderinin-degistigi-yer.html adresinden ulaşabilirsiniz. Ancak bu seferki geziye katılmamın asıl sebebi, Polatlı Belediyesi, Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi kısa adıyla “POTA” (http://www.polatlitanitim.com) tarafından düzenlenen “Friglerden Cumhuriyete Balon ile Yolculuk” yapmak. Gezimizi de bu birimin koordinatörü Emk. Alb. Kadim KOÇ bizleri kırmayarak eşlik ediyor.  

Balon ile Gordion üzerinde tarih yolculuğumuza başlayabilmek için Gordion Tümülüs’ünün hemen yanına gidiyoruz. Rüzgâr ve hava sıcaklığına bağlı olarak yapacağımız balon gezisi için 10 kişilik gruplar halinde iki grup oluşturuyoruz. Gruptaki genç arkadaşlarımız heyecanlı saatlerimiz 08.30’a yaklaşıyor. Biraz daha geç kalırsak ikinci turun da tehlikeye girebileceği söyleniyor. Bu yüzden ilk grubu araçla hemen tümülüsün yakınındaki balonun yanına yolluyoruz. Bu arada bende de bir heyecan başlıyor. Ya hava esmeye başlar da balona binemezsem. Bu arada sepetler de 10 kişi ile sınırlandırılmış. Kapadokya’da izlediğim kadarıyla aklımda hep daha büyük sepetlerle gerçekleşen uçuşlar var. Birde aklıma gelen kötü bir anım. Çok sevdiğim bir arkadaşımın yıllar öncesinde yamaç paraşütü ile geçirdiği kaza sonucunda hayata veda edişi. Olumsuz düşüncelerden tümüyle sıyrılarak ve cesaretimi toplayarak bu güzel bahar sabahının keyfini çıkarmaya karar veriyorum…

Gordion'da Uçuşa Hazırlanıyorum...
Geçen yıl Ayvalık tatil dönüşünde babamın arzu ettiği ve kısa bir süre için ziyaret edebildiğim Gordion müzesinde kısa bir gezinti yaparak ilk grubun tümülüs üzerinden havalanışını seyrediyoruz. Sonrada turlarını tamamlamalarını bekliyoruz. Ve beklenen haber yarım saat içinde geliyor. Bizleri bekleyen bir midibüsle balonun ineceği alanın yakınına doğru yola çıkıyoruz.

Gordion Tümülüsü ve THK Gökçen Havacılık Balonu
Balon henüz havada ve yol boyunca birlikte yavaşça ilerliyoruz. Ve uygun bir alanda balon yere iniyor. Bizde heyecanla balonun yanına gidiyoruz.

Balon İnişe Hazırlanıyor...
Balon pilotu ve 3 kişilik yer ekibi olmak üzere balon ekibi 4 kişiden oluşuyor. Yer ekibinin yardımıyla sepetten bir kişi inince yerden bir kişi balona biniyor. Bu arada sepetin bir kapısı yok. Hasır sepet üzerine açılmış deliklere basarak sepeti tırmanmak gerekiyor. Bu arada herkesin aynı anda yer değiştirmesi mümkün değil, çünkü balon yeniden havalanmaya başlayabilir. Bu nedenle dengeli bir şekilde yer değiştirme işlemini tamamlıyoruz. Pilotumuz Tolga Tekgül, uçuşumuz hakkında kısa bir bilgi veriyor ve en önemlisi iniş anında almamız gereken pozisyon hakkında bizleri uyarıyor. Yere çökerek kollarımız sepetin içinde, iniş yönüne ters istikamette hep birlikte arkamıza yaslanacağız. 

Veee balonun içine bir alev topu şeklinde yanan propan gazı sayesinde yükselmeye başlıyoruz. Sepette her biri 90 lt büyüklüğünde dört adet tüp var. Tüm bu tüpler ile yaklaşık 1,5 saatlik bir uçuş yapılabiliyormuş. Ben büyük bir merakla balonun içine doğru yol alan alev huzmesini görüntülemeye çalışıyorum.

Balon Propan Gazı ile Dolduruluyor...

Gaz Dolan Balonumuzun İç Çeperi...
Propan gazı yandıkça hafifte olsa etrafa gazın kokusu yayılıyor ve balon yükselmeye başlıyor. Kulaklarınızda da yanan gazın hafif bir uğultusu. Balon ile çıkabileceğimiz maksimum yüksekliğin 500 m. civarı olduğunu belirtiyor pilotumuz. Balonumuzun hızı da rüzgara bağlı olarak değişiyor. Balonun kumaşı ise yüksek ısıya dayanıklı “Nomex” denilen özel bir üretim. İtfaiyecilerin ısıya dayanıklı özel kıyafetleri de bu kumaştan imal ediliyor. 

Yükselmeye başladıkça balonda çok büyük bir heyecana kapılmıyorum. Aksine beni heyecanlandıran balonun ateşi oluyor. Ancak balonun sepeti o kadar dar ki.  Toplam kapasitesi 10+1 kişi olan sepet, yaklaşık 2 m2 büyüklüğünde ve içinde 6 adet göz var. Balonun başı ve kıçındaki hasır gözlere 2’şer kişi zar zor biniyor. En ortada ise tüplerin ve balonun mekanizmasının yer aldığı bölmede pilot yer alıyor. Kalan 2 kişi de ortada konumlanıyor. Dolayısıyla fotoğraf çekebilmek için şekilde şekile giriyorum :) :)

Balonda Teknik İncelemeler Yaparken :) :) 
Gelelim manzaramıza. Frig vadisi üzerinde yol alıyoruz. Günümüzde Eskişehir, Kütahya ve Afyon il sınırları içerisinde kalan Frigya medeniyetinin izlerini taşıyan bu bölgede çevremiz ilkbaharda yeni yeşillenmekte olan tarım arazileriyle çevrili. Ekim zamanı ve ürün çeşidine bağlı olarak kimisi henüz yeni yeşillenirken kimisi taze sürülmüş topraklar. Yeşil, sarı ve kahverengi toprakların ahengini gökyüzünün maviliği süslüyor.

Balon ile Frig Vadisinde Gezi-Yorum....

Frig Vadisinin Balondan Görünüşü
Arkamıza dönüp baktığımızda ise Dünyanın en büyük ikinci tümülüsü kabul edilen,  350 m. çapında ve 55 m. yüksekliğindeki 2700 yıllık geçmişe sahip Gordion tümülüsünü tüm ihtişamı ile görüyoruz. 

Balondan Gördion Tümülüsünün Manzarası
Altımızda ise kimi yerde asfalt dar köy yollarında, kimi yerde ise doğrudan arazi üzerinde bizi izleyen yer ekibi. Bu arada bir koyun sürüsü ve meyve bahçesi üzerinden geçiyoruz. Bu arada bizi takip eden gölgemiz de engebeli arazi üzerinde ilginç görüntüler oluşturuyor. 

Balondan Koyun Sürüsü Manzarası

Balonumuz ve Gölgemiz Dans Ediyor....
Kadim Albay, Frig vadisinde 124 adet Tümülüs bulunduğunu ve bu bölgelerin Kültür Bakanlığınca sit alanı ilan edilerek koruma altına alındığını söylemişti. Havadan bu tümülüsleri fark etmemek imkânsız. Bu görüntüyü içimize sindirerek seyrederken pilotumuz artık inmemiz gerektiğini, yavaş yavaş rüzgâr esmeye başladığını belirtiyor. Kalkmamız ve inmemiz arasında geçen süresi kestirmek bu manzara karşısında gerçekten imkânsız oluyor. Bu arada iniş sırasında sepetin birkaç kez yere hafifçe vuracağı ve panik yapmamız gerektiği konusunda da uyarılıyoruz. Oldukça keyifli bir şekilde çömelerek ve kollarımızı da sepetin içine alarak 3-4 kez yere hafifçe temas ile inişimizi gerçekleştiriyoruz. Neredeyse keyiften ağzımız kulaklarımızda. Bu tadı tarif etmek mümkün değil… Pilotumuz da aramıza alarak :) :) (zaten ortamızda) birkaç hatıra fotoğrafı çekiveriyor, başarılı inişi için kendisini kutluyoruz…

Balonumuz ve Pilotumuz Tolga Bey...
Bu arada pilotumuz hiçbir zaman iniş yapacağı noktayı kendisinin de kestiremediğini söyleyerek ilk kez bu alana indiğini belirtiyor. Gelen yer ekibinin yardımıyla nasıl sepetten ineceğimizi düşünüyoruz. Çünkü 3. ekip burada değil. Dengeleme yaparak sepeti boşaltmamız imkânsız. Pilotumuzun talimatıyla balonun söndürülmesine karar veriliyor. Balonun en tepesindeki yuvarlak bölüm, balonun içindeki çelik ipler yardımıyla açılarak sıcak havanın balon içinden tahliyesi sağlanıyor. 

Balonumuzun Havası Boşaltılırken....
Yer ekibi çok kısa bir süre içerisinde söndürülmüş balonu toplayarak ve katlayarak arkasında römork bulunan araca sepeti ile birlikte yüklüyorlar…

Yer Ekibi Balonu Söndürüyor...

Yer Ekibi Balonu Katlıyor...

Yine yerlerdeyim :) :) 
Bu arada uçuş süresince çekilen video filmi belli bir ücret karşılığında bir flash disk içinde grupça anlaşarak alıyoruz. Ayrıca balon turu ücretimizi de Polatlı Belediyesine yatırılmak üzere topluyoruz. Bu arada gezimizin tüm bölümleri henüz tamamlanmadan Polatlı Belediyesinin sürprizi bizleri oldukça şaşırtıyor ve sevindiriyor. Artık benimde bir “Balonla Uçuş Sertifika”m var. Bu sertifika ile bu günümü unutulmaz anılarım arasına alıyorum :) :)

Balon Uçuşu Sertifikam :) :) 
Çok kısa ancak tadı damağımda kalan bu balon yolculuğunu, geniş bir zamanda bireysel olarak tekrarlayacağıma o kadar eminim ki. İnsanoğlunun uçma tutkusu, her ne kadar uzak dursam da buymuş demek ki diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Zafer kazanmış kumandan edasındaki halimi de gülerek sizlerle paylaşıyorum :) :)

Veni, Vidi, Vici Hallerim :) :) 
Önümüzdeki yıl “POTA” tarafından bu etkinliğe ilave olarak Çile dağlarından yamaç paraşütü ve jip ile tabyalara safari planlanıyormuş. Belli mi olur bu ilk deneyimin hızıyla birde yamaç paraşütünü denerim. Bu arada başta Emk. Alb. Kadim Koç olmak üzere bu etkinlikleri düzenleyen “POTA” ekibini canı gönülden kutlayarak, başarılı ve özverili çalışmalarının sonuçlarını yılda en az 50.000 ziyaretçi ile en kısa sürede alacaklarını ümit ediyorum. Ve tüm arkadaşlarıma kesinlikle bu heyecanı tavsiye ediyorum…


03.04.2017
Özlem ŞENOL