11 Kasım 2015 Çarşamba

HİNDİSTAN (2. Bölüm)

Hindistan seyahatimiz İstanbul’dan Delhi’ye yaptığımız THY’nin yaklaşık 6 saatlik direk uçuşu ile başladı. Sabahın erken saatlerinde İndra Gandi uluslararası hava alanına ulaştık. Hindistan, Türkiye’ye göre 3,5 saat ilerde.

Hindistan, Dünyanın en büyük yedinci coğrafi alan, Çin’den sonra dünyanın en kalabalık ülkesi. Nüfusu 1.240 milyon kişi olan ülkede, nüfusun okur-yazarlık oranı %60. Ülkede resmi dil İngilizce olmakla birlikte 500 adet yerel dil mevcut. Para birimi, Hint Rupisi (RS). 100 ABD $’ı yaklaşık olarak 6100-6300 RS.

Resmi adı Hindistan Cumhuriyeti olan ülke 28 eyalet ve 7 birlik bölgesinden oluşuyor. Hindistan'ın başkenti bir bölge olarak kabul edilen Delhi’dir. Merkez Hükumet, Başbakanın ikametgahı, parlamento binası, çeşitli kamu kurumları Yeni Delhi’de yer almaktadır.















Delhi’nin nüfusu göçmenler hariç 20 milyon kişi. Yaklaşık 600.0000 göçmen bulunmakta. Hindistan’da Bombay, New York; Delhi ise Washington DC olarak tanımlanmakta.


Delhi 6 bölgeye ayrılmakta. Bunlar, Batı Delhi; Doğu Delhi, Güney Delhi, Kuzey Delhi, Yeni Delhi ve Eski Delhi (Old City). Eski Delhi’nin nüfusu ise 2 milyon kişi ve %80’i Müslüman. Bölgede 500’e yakın cami bulunmakta. Eski Delhi’nin 3 adı bulunmakta. Bunlar Duvar Şehir, Şah Cihan ve İndra Pasta.

Oldukça kalabalık olan Eski Delhi’de en uygun ulaşım aracı Rikşa (bisiklet taksi), Tuktuk (3 tekerli motorlu taksi) ve motosiklet. Yollarda her çeşit aracın bulunduğu Eski Delhi’nin sokakları korna sesinden geçilmiyor. Çok karışık ve kalabalık trafiğe ve yollarda gezen başta inekler olmak üzere her türlü canlıya rağmen çok fazla kaza olmaması adeta bir mucize gibi. İnsanlar kaza yapınca kavga falan da etmiyorlar. Bu arada şehirde rikşa mafyası mevcutmuş. Anlayacağınız Delhi trafiğini görünce, İstanbul trafiğini mumla arar hale geliyorsunuz….







Delhi oldukça geniş bir alana yayılmış bir metropoliten. Şehirde İngilizlerden kalma çok geniş bulvarlar, binalar, lüks semtler ve alışveriş merkezleri bulunurken, şehrin arka sokaklarında durum içler acısı. Köprü altlarında bir battaniye ile yatan yada derme çatma barakalarda yaşayan çok sayıda evsiz insan var.

Şehir oldukça pis, yeterli kanalizasyon ve katı atık toplama tesisi yok. Yollarda yüzünü duvara çevirerek tuvalet ihtiyacını gören bir çok erkeğe rastlamak mümkün. Hindistan'ın şu anki Başbakanı Narendra Modi, Delhi’nin güney doğusunda Uttar Pradeş eyaletinde yer alan Varanasi’yi temizleyeceğini 2014 yılındaki seçim propagandalarında sık sık kullanmış. Hâlihazırda ülkede Ulusal Temizlik Kampanyası başlatılmış durumda.

Delhi bir zıtlıklar şehri. Delhi İndra Gandi uluslararası hava alanı çok modern. Uluslararası Hava Alanı Konseyi (ACI) tarafından 2014 yılında 25-40 milyon yolcuya hizmet ölçeğinde, servis kalitesi bakımından dünyanın en iyi hava alanı ödülünü almış. Alanda sesli anons kesinlikle yapılmıyor ve çok temiz. Duvar panolarında ise temiz hava alanı temiz Hindistan afişlerini görmeniz mümkün.



HİNT KAPISI (INDIAN GATE)

1. Dünya Savaşında öldürülen 70.000 Hintli askerin anısına 1931 yılında tamamlanan 53 m. yükseklikte bir anıt. Anıtın üzerinde ölen askerlerin isimleri yer almakta. Ayrıca 1971 yılında Pakistan ile yapılan savaşta hayatını kaybeden Hintli askerlerin anısına yerleştirilmiş Eternal Flame (Sonsuz Alev) yükselmekte.








JAMA MASJİD CAMİİ

Eski Delhi’de yer alan cami, Delhi’nin en büyük cami. 1650 yılında Şah Cihan tarafından 5000’den fazla işçiyle 6 yılda yaptırılmış. 




Caminin kapısından içeri girerken ayakkabılarınızı çıkarmanız, başınızı örtmeniz ve üstüne cübbe benzeri bir kıyafet giymeniz gerekmekte. Yanınızda götüreceğiniz galoşun giyilmesine izin veriliyor. Camide fotoğraf çekimi için 300 RS ödemeniz gerekiyor. Cami avlusunda, içeri girmenizi ve fotoğraf çekmenizi istemeyen, sizi camiden çıkartmaya çalışan katı Müslümanlar da var. Bu sebeple kurallara uymanız ve Müslüman olduğunuzu inatla belirtmeniz gerekiyor.

Camiye çıkılan merdivenler boyunca birçok dilenci ve bedensel özürlü insan görmeniz mümkün. Caminin ortasında yer alan havuz suyu ile abdest alan insanlar yan yana dizilmiş şekilde.

























KUTUB MİNAR

Delhi’nin Mehrauli bölgesinde yer alan ve UNESCO Kültür Mirası listesinde yer alan bir anıt 12. yüzyıl sonunda inşa edilmiş. Köle olarak doğan ve özgürlüğünü ilan eden bir mimar tarafından yapılmış. Özgürlük kulesi olarak adlandırılan minare 72,5 m. yükseklikte. Kulenin tabanı 14,83 m., tepesi 2.76 m. çapında. Kulenin inşasında hiç çimento kullanılmamış, bakır ve gümüş tellerin birbirine bağlanması tekniği kullanılarak inşa edilmiş. Kutup Minara helikopter ile tepeden bakıldığında bir nilüfere benzediği söyleniyor.

Kuleye 379 basamak ile çıkılabilme mümkün ancak, 1980 yılında yaşanan bir kaza sonucunda 36 çocuk hayatını kaybetmiş. Ayrıca kule artık yana doğru yatmaya başlamasından dolayı kuleye çıkış izni verilmiyor. 



















Kulenin yanında 4. yy’dan kalma bir Hindu Tapınağı yer almakta. Bu tapınağın yıkılarak yerine cami yapılmak istenilmiş, ancak vazgeçilmiş. Mevcut kalıntıların üstüne inşa edilen yapıda, Hindu Tapınağı işlemelerini görmek mümkün. Alanda kulenin önünde yer alan demirden bir sütun da 4. yy’dan kalma ve hiç paslanmamış. Dilek tutmak amacıyla inşa edildiği düşünülmekte.


AMRİTSAR

Delhi’den sabahın erken saatlerinde yapacağınız 6 saatlik bir tren yolculuğundan sonra Amristsar’a ulaşabilirsiniz. Delhi tren istasyonu oldukça kalabalık ve karışık. Kimi yerde yürüyen merdiven olmasına rağmen peronlara gidebilmek için merdiven çıkmanız gerekiyor. İstasyonun önünde sizleri bekleyen ve hemen üstünüze atlayan hamallar var. Bu arada cüzdan ve pasaport gibi değerli eşyalarınıza çok dikkat etmeniz lazım. Bu arada tren seyahatinizi 1. sınıf trenle yapmanızı öneriyorum. Trende, Hindistan'ın meşhur trenlerinin aksine klima bulunmakta, yol boyunca çeşitli ikramlar da cabası. 

Nüfusu göçmenler dahil olmak üzere 2 milyon kişi olan Amritsar, Pencap eyaletinin en büyük şehri ve Sihlerin hac merkezidir. 

Amritsar “Saf Su, Kutsal Su” anlamına gelmekte. Amritsar’ın eski adı Ramdaspur. Şehrin 12 giriş kapısı bulunmakta. Delhi’ye göre daha yeşil gözüken şehirde içme suyu şebekesinin kullanıldığı ve suların tatlı olduğu söylense de Hindistan seyahati boyunca kapalı şişlerde su içmenizi tavsiye ederim. Amtitsar’da yaşayan insanların da suları gibi tatlı olduğu söylenmekte. Amritsar’da ekonomi önceleri tarıma dayalı iken şu an tekstil ve ayakkabıcılık önemli yer tutmakta. Buğday ve pirinç münavebeli olarak yetiştiriliyor. Hindistan’da üretilen toplam pamuğun %15’i Amritsar’da yetişiyor. Amritsar’ı gezerken 300-1000 RS (5-15 $) arasında çok güzel deri terlik ve ayakkabılar alabilmeniz mümkün.

WAGAH SINIR KAPISI

Pakistan, 1947'de İngiliz sömürgesindeki Hindistan'dan, yaşanan kanlı bir mücadele sonrası ayrılmıştır. Amritsar’ın sınıra 3 km mesafedeki “Attari” köyünden geçerek, Hindistan-Pakistan sınırında “Wagah Sınır Kapısı”nda her gün saat 17:00’de başlayan ve yaklaşık yarım saat süren nöbet değişim törenini izleyebilirsiniz. Attari köyü adını ünlü bir savaşçıdan almıştır. Hindistan’dan Pakistan’a giden tek karayolu yolu bu köyden geçmekte. Sınır kapısı Lahor’a 24 km, Amritsar’a 32 km uzaklıkta. Pakistan ile yapılan ticaretin ana unsurunu tuz oluşturuyor.
Tören alanına sadece pasaport ve fotoğraf makinalarınız ile girmeye izin verilmektedir. Üzerinizde çakmak, sigara vb. taşımanıza kesinlikle izin verilmemekte ve toplanmaktadır. Hint vatandaşları ve turistler giriş için ayrı kapıları kullanmaktadırlar. 

2-3 noktada arama yapıldıktan sonra tören alanına giriş bölümünde sol tarafta üzerinde Muhammed Ali Cinnah’ın fotoğrafının yer aldığı Pakistan sınır kapısı, sağda ise üzerinde İndra Gandi’nin fotoğrafının yer aldığı Hindistan sınır kapısı bulunmakta.











Yan yana basamaklı 2 platform şeklinde planlanmış oturma alanının Pakistan sınır kapısına olabildiğince yakın bir yerde oturmanız, töreni rahatça izlemenizi sağlayacaktır. Keza gönderden bayrak indirme Pakistan sınır kapısına yakın bir mesafede yapılmakta. Adeta bir boy gösterme havasında geçen törenin Hindistan tribünleri oldukça kalabalık. Bir askeri baterist ve amigo eşliğinde törene katılan izleyiciler coşturulmakta.



























SİHİZM ve ALTIN TAPINAK (GOLDEN TEMPLE)

Hindistan’da din bir hayat tarzı olarak kabul edilmekte. Ülkede Hindular, Müslümanlar, Hristiyanlar (Katolik) ve Sihler bulunmakta. Sihizm, 1500'lü yıllarda doğmuş. Amtitsar Sih’lerin haç mekanı olarak kabul edilmekte. Şehirde yaklaşık 950 adet Sih Tapınağı bulunmakta. Dolayısıyla ağırlıklı nüfusu Sih’ler oluşturuyor. Tüm Hint nüfusunun %2’sini oluşturan Sihler, ülkedeki vergilerin ise %32’sini ödemekte. 

Sihizmin 5 kuralı bulunmakta. Bunlar:
1- Tanrıya adanmışlık namına saçlar “Pagri-Turban” ile örtülü ve uzun. Altın Tapınakta kutsandıktan sonra saçları hiç kesilmiyor. Çocukluktan itibaren uzatılarak arkadan öne doğru örülmekte ve haftada 1 kez açılarak yıkanmakta. Bu saç sitiline “Juri “deniyor. 
2- Saçlar tahta tarakla (Kanga) taranır ki bu temizlik anlamına geliyor.
3- Bileklerde demir/gümüş bileklik (Kada) takılıyor. Buda güç ve kendini savunma anlamına gelmekte.
4- Belde hançer (Kripan) taşınıyor ki buda yardıma ihtiyacı bulunan insanları savunmak için. 
5- İç giyimler uzun ve lastik kullanılmıyor. Buda nefsine sahip olmak anlamına geliyor.

Sih tapınaklarının en büyüğü olan Altın Tapınak 1574 yılında inşa edilmiştir. Tek bir tapınaktan öte büyük bir kompleksi kapsayan tapınağın ortasında yapay bir göl bulunmakta. Bu gölün ismi "Kutsal Su” veya "Ölümsüzlük Pınarı”. Gölün ortasında ise saf altından inşa edilmiş tapınak bulunmakta. Tapınağa dört farklı kapıdan giriş yapılabilmekte. Bu hoşgörü ve açıklığın önemini simgeliyor. Tapınakta geçmiş Sih Gurularına, azizlerine ve şehitlerine ait birçok türbe bulunmakta. Her biri tarihî bir olay veya Sih aziziyle ilişkilendirilmiş üç kutsal ağaç bulunmakta.
































Tapınağın içinde hacı olmaya gelenler ve diğer misafirlere her tür yiyecek dağıtılmakta, bu yiyecekler imece usulü ile gelen gönüllüler tarafından dev kazanlarda pişirilerek dağıtılmakta ve akabinde bulaşık hanelerde yıkanmakta. Gölün kenarında ibadet eden, dinlenen, kutsal kitabını okuyan, kutsal su ile ibadet eden, yıkanan insanlar ile kadınlar ve erkeler için ayrılmış özel bölmeleri görebilirsiniz. Gölün içinde de kutsal kabul edilen sayısız balık bulunmakta.













Tapınak gece çok geç saatlere kadar ibadete açık. Tapınağa gece yapacağınız ziyaret sırasında kutsal kitabın tapınağa yerleştirilmesi töreni ile karşılaşmanız mümkün. Ayrıca gece gölde inanılmaz yansımaları da görebilirisiniz. 




















DURGİANA TAPINAĞI (DURGANA TEMPLE)

Küçük Altın Tapınak olarak adlandırılan bu tapınağın mimarisi de Altın Tapınağa benzemekte. Tapınak, erkek çocuk sahibi olmak isteyenlerin ziyaret ettiği bir mekân. 

















KÖY ZİYARETLERİMİZ: SHEENA ve PİNDORİ KÖYLERİ

Pencap eyaleti, Amristsar şehri sınırları içerinde tur şoförümüzün köyü olan “Sheena” köyünü ziyaret etme fırsatımız oldu.  Köyde o kadar çok çocuk vardı ki anlatamam. Hintliler çok cana yakın insanlar ve fotoğraf çektirmeyi çok seviyorlar. Çocuklar bizim için birbirleriyle kavga ediyorlar, dertleri kadrajımıza girebilmek J


















Köylerde dikkatimi çeken şey, kesinlikle şehirlerden daha temiz oluşu… Yol boyunca hasat edilen çeltik tarlaları, çeltik işleme noktaları, iş hayvanları, mandalar, başlarının üzerinde yük taşıyan kadınlar, yılan oynatıcıları vb. en ilginç görüntüler bizleri karşılıyor. Hindistan'a kadar gelipte bir köy ziyareti yapmayı sakın ihmal etmeyin…



















Yerel halkın sımsıcak ilgisinden o kadar memnun kaldık ki bu sefer rehberimizin köyü olan “Pindori” köyünü de ziyaret etmeye karar verdik. Rehberimiz baba evlerine yapacağımız ziyaretten dolayı çok mutlu oldu. Babası bizi köy girişinde karşıladı. Bu köy ilk ziyaret ettiğimiz köye göre daha mekanize olmuş, yoğun tarımla uğraşan ve büyük bir tapınağı olan köy. Ziyaret tarihimiz bir festivale denk gelmesi sebebiyle köyde imece usulüyle hazırlanan bizdeki bazlama ile halka tatlısına benzeyen şerbetli tatlının da tadına bakma şansımız oldu.



Diğer köyde olduğu gibi bu köyde de çocukların, ihtiyarların, gençlerin ve hanımların ilgi odağı haline geldik. Köy ihtiyar heyetini ziyaret etmeyi de unutmadık J J J


AGRA

Delhi’den yaklaşık 4,5 saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra Uttar Pardesh eyaletinde bulunan Agra’ya ulaşabildik. Yolumuz yaklaşık 205 km olmasına rağmen Delhi şehir merkezinden trafikten çıkarak otobana girmemiz 1,5 saate yakın zamanımız aldı. Yol buyunca çok modern şehirler gördük. Jaypee Greens Sports City'deki Formula 1 pisti hepimize şaşkına çevirdi.

Agra yaklaşık 4,5 milyon nüfusa sahip bir şehir ve Moğolların eski başkenti. Hindistan’da, Moğolların anne tarafından Türk, baba tarafından Moğol bir ırk olduğu iddia edilmekte. Ancak, tarihçilere göre Agra, 1526-1858 yılları arasında Hindistan'da yaklaşık 330 yıl hüküm sürmüş olan Babür İmparatorluğu, diğer bir deyişle Hint-Türk İmparatorluğu’nun başkenti.

AGRA KALESİ (AGRA FORT)

İlk ziyaret durağımız Agra Kalesi. Agra’nın 2,5 km kuzey batısında yer alan ve Taç Mahal’in panoramik olarak izlenebildiği bir kale. Bahçesinde gezen sincapları görünce şaşırmayın sakın… Daha sonra kaleden Taç Mahal’e doğru yola çıkıyoruz.

















TAÇ MAHAL

Agra’da, Ganj Nehrini besleyen en büyük nehir olan Yamuna Nehri kıyısında inşa edilen Taç Mahal’in 3 adet (doğu, batı ve güney) giriş kapsısı bulunmakta. Biz doğu giriş kapısını kullanıyoruz. Otobüsümüz Taç Mahal’in biraz dışında bizleri indiriyor. Taç Mahal’in içinde yer aldığı komplekse golf arabaları veya ufak minibüslerle geçiş yapıyoruz. Taç Mahale girerken ayakkabılarınızın üzerine orada dağıtılan galoşları mermerleri temiz tutmak için giymeniz gerekiyor. İçerisinde fotoğraf çekimine izin verilmiyor. Giriş ücretli 750 RS. Bu bilet ile Agra’da aynı günde Taç Mahal, Agra Fort, Fatehpur Sıkrı, Akbar’ın Türbesi ve Etımad-ud Daula’yı ziyaret edebilmeniz mümkün. 


Taç Mahal 5. Cihangir (Şah Cihan) tarafından eşinin (Şah Banu-Mümtaz Mahal-Ercüment Banu Begüm) 14. çocuklarını doğururken ölümü üzerine tuttuğu 2 yıllık yas sırasında eşi anısına inşa ettirdiği bir anıt mezar. Kubbesinin altında Şah Cihan ve Şah Banu’nun temsili mezarları yer almakta. Anıt, 2007 yılında dünyanın yeni 7 harikasından biri olarak kabul edilmiş. Dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilmekte....


1632 yılında inşasına başlanan ve 20 yıl inşası süren Taç Mahal, 1652 yılında tamamlanmış. İnşaatında 20.000 kişi çalışmış. Dünyanın en iyi kalitede “Makraba” olarak adlandırılan mermerinden yapılan Taç Mahal için 14 milyon RS harcanmış. Mermerler Agra’ya 360 km uzaklıktaki Jaipur (Racistan)’dan getirtilmiş. Işığı geçiren ve çizilmeyen özellikteki mermerler sayesinde Taç Mahal günde üç defa renk değiştirmekte. Sabah altın, öğlen beyaz ve akşam pembe renge bürünmekte. Ayrıca dünyanın değişik bölgelerinden getirtilen 28 milyon adet değerli ve yarı değerli taş, Taç Mahal’in duvar süslemelerinde kullanılmış.


Taç Mahal’de 16 adet bahçe vardır. Taç Mahal’in sol tarafında Mekke’ye bakan bir cami, sağ tarafında ise konuk evi olarak kullanılan iki adet yapı bulunmaktadır.
Şah Cihan’ın 14 çocuğu varmış ancak bunlardan 7 tanesi yaşamış. En büyük oğlunun hükümdar olmasını isteyen Şah Cihan’ın en küçük oğlu Alemdar, bütün erkek kardeşlerini öldürterek başa geçmiş ve babası Şah Cihan’ı Agra Kalesin’de 8 yıl süreyle bir kuleye kapatarak esir hayatı yaşatmış.
Son yıllarda yapılan araştırmalara göre Yamuna Nehri’nin diğer yakasında Şah Cihan’ın kendisi için siyah mermerden inşa ettirdiği söylenen diğer bir yapının kalıntılarına rastlanmış olup kazı çalışmaları devam etmekte.

FATEHPUR SİKRİ SARAYI

Agra’dan 50 km uzakta, 3 km uzunlukta ve 1km genişlikte bir saray şehirdir. Moğol Hükümdarlarının tamamı önceleri Agra Kalesi’nde yaşarlarmış. Büyük Akbar hükümdar olduğunda henüz 12 yaşındaymış. Amcası ve 9 tane Bakan ile ülkeyi yönetmeye başlamış. 26 yaşına geldiğinde biri Hindu, diğeri Müslüman iki eşi bulunan Akbar’ın uzun süredir beklenen varisi henüz dünyaya gelmemiş. Bu yüzden bir evliya şehir olan Sikri’ye dini bir ziyaret yapmış ve bu ziyarette Akbar’a 3 erkek evlat vaat edilmiş. İkinci erkek evladın doğumundan sonra Akbar, Sikri’de eşi benzeri bunmayacak ihtişamda, bütün ideallerini ve ileri görüşlülüğünü yansıtacak bir şehir yaptırmaya karar vermiş. Büyük Akbar’ın Hintlilerle çok iyi anlaştığı ve hangi dine ait olursa olsun tek bir yaratan olduğu fikrini topluma aşıladığı bilinmekte.

Akbar, 1569 yılında inşa edilen şehre taşınmış ve şehir 1571 to 1585 yılları arasında Moğol İmparatorluğuna başkentlik yapmış. 14 yıl Fatahpu Sikri’de yaşayan hükümdar, hala nedeni bilinmeyen bir şekilde sarayı boşaltmış. Bu yüzden, şehir “Hayalet Şehir” olarak da adlandırılmakta.

Sarayı boşaltmanın özel nedenleri olduğu söyleminin yanı sıra, Moğolların göçebe bir toplum olmaları ve yeni fetihler için sarayı boşalttıkları rivayet edilmekte. Daha sonra şimdiki Pakistan’da o zaman Hindistan’da yer alan Lahor’a gitmiş ve sonra Agra’ya dönmüş. Ayrıca Rajistan sınırında yeterli içme suyu bulunmadığından dolayı şehrin terk edildiği iddiaları da mevcuttur.



















Sarayda sadece hükümdar ve eşinin yargılama yaptıkları bir Divan (Divan-ı Kaaz) bulunmakta. Yargılama şekli ise bir hayli ilginç. Yargılanan kişi bir filin önüne getirilerek filin kişiyi ezme durumuna göre suçlu olup olmadığına karar veriliyormuş J L














Sarayda 5 katlı bir pagoda (yazlık sarayı) mevcut. Müslüman eş ve Hintli eş için sarayda farklı 2 bölüm ve mutfak bulunmakta. Sarayda ayrıca bir harem bölümü de var. Satranç oyununun değişik bir şeklinin, içkili eğlenceler sırasında köle kızlarla oynandığı da anlatılanlar arasında





Hindistan’daki ilk Müslüman Medresesi, Kuran-ı Kerim öğretmek üzere saray içerisinde açılmış. Bunun yanı sıra, saray bahçesi içinde bir yarım minare bulunmakta. Daha sonra başa geçen hükümdar tarafından daha da yüksek bir minare yapılmak istenmiş ama başarılı olunamamış.

HİNDİKUŞ DAĞLARI

Tarihiyle, kültürüyle, gelenekleriyle tadına doyamadığımız, Delhi, Amritsar ve Agra’yı kapsayan 6 günlük seyahatimiz istemeyerek de olsa sona eriyor. Ancak Hindistan tek seferde gezilebilecek bir ülke değil, bunu ilk seferimizde iyice anlamış olduk. Yani yeni Hindistan rotaları bizi bekliyor….

Delhi-İstanbul uçuşumuzun son sürprizi ise Afganistan ve Pakistan arasında 800 km boyunca uzanan Hindikuş Dağları….En yüksek noktası 7708 m. ile Tiric Mir Doruğu.... 




        Özlem ŞENOL
              11.11.2015












1 yorum:

  1. Gezmiş kadar oldum Özlemciiiim. Çok güzel olmuş. Eline, emeğine sağlık.

    YanıtlaSil